açın pencerenizi ben geldim!

merhaba,
blog sayfamın olduğunu bile unutmuşum, tesadüfen yeniden keşfettim. hoş uzun zamandır yazmadığım gibi yazmaya da bir hevesim kalmadı.eğer benim bu yazdıklarımı okuyan birileri olursa bilsin ki en son yazdığımda bir öğrenci, şimdi öğretmen ve yetişkin denilen kostümün içine sığma çabasında herhangi biriyim işte, unvanımın olmasıyla birlikte sanki her şeyim alındı, biri olmanın bedelini çocukluğumu, ruhumu, kalbimi hatta, sağlığımı bile kaybederek ödedim. ödüyorum. ben de çoğunuz gibi sevdim ve sevildim. son zamanlarda durum biraz farklı olsa da hiçbir zaman karşılıklı bir çakışma yaşamadım sevgilerde. belki de ben istemedim çünkü aşk benim için fikirde ve şiirde güzeldi, aynen sizin de aklınıza geldiği gibi aşkın düşüncesine aşık olanlardandım.

beni sabırla okuyanlara  kendimden acizane şiir bırakır ve selam ederim

şimdi kekremsi bir tutsaklığın içinde,
özgürlüğün dahi 
ölüme mahkum olduğunu hatırlayıp,
kekeme çığlıklar atıyorum duvarlara.. 
seraba bulanmış bir sessizlik 
dikiliveriyor koridorun ucundan 
ve ben kendi acizliğimin
başımı okşayışında buluyorum metaneti
böyle böyle küçülüyorum
küçük küçük bölünüyorum

camlar
ne de aynalar kabul ediyor çehremi
bakamıyorum!
bir kırık süt dişi
çocukluğu ve saçları bir kadının,
kirpiklerinde oluyor 
tüm intiharlar
atlayan göz yaşları
kınalı...

salıncağa da doymadım
ışıkta kırılan şeffaf morlara da
duadan ve ezandan başka neyim var?
kelimelerin gücü
beni kıkırdaklarıma kadar 
zapt eden.
harfin gücü ve B
B'nin kaldırma gücünde 
kulaçlarım ve tutsaklık...
bir uçurtmanın peşinde
çılgınca koşan püsküldüm ben
hep yukarı, hep göğe
hep maviye!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Filistin'de Çocuk Olmak