Kayıtlar

şiir etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

açın pencerenizi ben geldim!

merhaba, blog sayfamın olduğunu bile unutmuşum, tesadüfen yeniden keşfettim. hoş uzun zamandır yazmadığım gibi yazmaya da bir hevesim kalmadı.eğer benim bu yazdıklarımı okuyan birileri olursa bilsin ki en son yazdığımda bir öğrenci, şimdi öğretmen ve yetişkin denilen kostümün içine sığma çabasında herhangi biriyim işte, unvanımın olmasıyla birlikte sanki her şeyim alındı, biri olmanın bedelini çocukluğumu, ruhumu, kalbimi hatta, sağlığımı bile kaybederek ödedim. ödüyorum. ben de çoğunuz gibi sevdim ve sevildim. son zamanlarda durum biraz farklı olsa da hiçbir zaman karşılıklı bir çakışma yaşamadım sevgilerde. belki de ben istemedim çünkü aşk benim için fikirde ve şiirde güzeldi, aynen sizin de aklınıza geldiği gibi aşkın düşüncesine aşık olanlardandım. beni sabırla okuyanlara  kendimden acizane şiir bırakır ve selam ederim şimdi kekremsi bir tutsaklığın içinde, özgürlüğün dahi  ölüme mahkum olduğunu hatırlayıp, kekeme çığlıklar atıyorum duvarlara..  sera...

Pencereler

Büyük pencereler… Büyük tren pencereleri… Saklanır gibi baktığım camlar arkasında ki dünya güne bakan çiçekler, solmuş gökyüzü, ekinler ve ağlatan çocuksu hayallerim. Aklımın yırtık karanlıkları… Aklımın yırtık karanlıklarında esen fırtınalar… Kapıları gıcırdıyor yalnızlığımın, köhne sokak lambaları yanıp yanıp sönüyor. Yolculuk tıngır tıngır devam ederken aklım uyuya kalıyor, Gün bitmiş, gece çökmüş gözlerimin üstüne ve ben yalnızım çatı katında sokak kenarında bir yerde. Uyuya kalmış çocuklar ve İhtiyar bir kedi gölge olup geçiyordu sancı çeken düşlerimden, sonra korkuyorum işte… ki ne zaman korksam kaldırımdayım. Arkamda dünya, önümde menzil, göğümde ay olması gereken her şey burada sen yoksun Ben bulutlar çekiyorum gözlerime gidiyorum… Gelirken peşimden yokluğun, okunacak çok şiir var. bir sigara yakıyorum laciverte aşık yol diyordum pencerereler yoldaş,  pencereler dumanlı…. Pencerelerde gelmeyecek kuşu bekliyoruz.

Delilik

Buralar sabahlara küs gecelere küs Demir parmaklıklara kırgın kuşlar Bir voltanın içinde saklı cinnet Hasret katil, hasret cinayet! Unuttum temiz havanın umutsuz varlığını Perdesiz odalar, Melinda tutsak. Mevsimlerinde ağzına acı biber sürülüyor buralarda Korkarak yaşamanın tırnakları kesiliyor Kulak tırmalayan sesler arasında En güzel opera Doktorumun geçer tınıları. Hayır hayır! İmdat seslerim kadar keskin burada bulanan başlar Hiç keşfedilmemiş kelimelerle dolu gökyüzü Serumlar,ölümler ve alkışlar.