Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yolculuk

Dostum canım yolculuk çekiyor yolculuğa doymuyorum, hangi şehre uğrasam bir yabancılık duygusu, aidiyet bulamıyorum.

perspektif

En çok korkmaktan korktum sonra çok korkusuz oldum!  Yine de hala gökyüzüyle denizin birleştiği o ufuk çizgisinde, perspektife dair olan bütün maddeler midemi kaldırıyor düşünmüyor değilim bu yüzden çocukken yenemedim mi acaba okyanusun ortasında kalma korkusunu ben ?

Gün Ortasından Önce

müthiş bir kaosa meşru yollardan gebe kalmak üzre bir kadın bak hiç tanzime (bile) gerek duymuyor öylece göz dediğin eğreti duruyor sayfalarda intihara çanak tutuyor akli melekeleri kıt kanaat uyanıyor uykularından -kenevir düşlerinde asma bahçeleri yok olsun yann tiersen var elimizde- on bir üslerde gün doğmadan on bir üslerde erbain on bir üslerde tekrar gün doğmadan nisab miktarınca amfetamin bu kuytu yastıklardan kurtarabilir gerdanını /hollanda sendromu türev piyasalar elma kabukları/ pornografik birer öge olabilir usul usul gülhatmi çayına kesmek lazım şuurunu yitirmek istiyor insan böyle zamanlarda şöyle çat kapı gelişine çözülsün istiyor ehramları ahlâk ve siyaset tüm uzuvlarını körüklüyor kadının bir türlü inemiyor sıcak denizlere kısa çöp bak esnek ve pervasız kılıyor adalet duygusunu -andezit taşlarında mülkün temeli yok olsun histerik nöbetler var elimizde- ve çocuklarını terinden tanıyan kraliçe arılar gülümsüyorlar gülümsüyorsun gülümsü...

Kırmızı

seni gidi kurt adam kostüm meraklısı Kırmızı başlıklı kız mavi sigara dumanı

lotus

Ey lotus! Benim gördüklerimi kimseler görmeden saklamalıyım seni. Ey Lotus! Sen uyanmadan öldürmeliyim seni.

GELİNCİK

Bir salkım üzüm ve yazdan tebessümler... Mavi göl o hüzünlü bakışlar... Dalıyoruz sulara değil, dalıyoruz ufuklara. Nar çiçeğin de kırılan gelincikler o gelincikler bir gelinin hülyası! Ah anne! Ahh o eteklerimizi ayakları toz kapmasın diye serdiğimiz günlere! Ne çok ağladı güller avuçlarımda solan duaları görünce Ve ne çabuk geçti yıllar çocukluğumu yavaş yavaş bölerken Ben giderken... Sen giderken.. Çöl güneşi bahar sabahı, serçelerin ağzında ölüm türküleri Meleklerin hüzünlenen bir kalbe merhametle nazarı Çocuklar ölürken kuşlar ağlarmış göz yaşları secdeme doğru Ve acı perdeleri kaldırır!

Gidelim sevgilim bu Menzil'de kaderimiz neyse görelim....

Resim

GÖÇ

Çatal ayak…  Gittikçe karışan gökyüzü!  Midesi bulanan maviler  kamçıladıkça çarpık uçan kanatlar.  Haydi git kuş!  Adını bilmediğim adalarda sürgünler ye!  Haydi git kuş !  Enkazları sevdir bize.   Hadi oradan  ellerimde iki ellik boşluk var  ve kokun delirtmek için kullanılıyor.

Filistin'de Çocuk Olmak

Resim
Filistin’de çocuk olmak... Havaya bakıp güneşin gülen yüzünün peşine düşüp sahile inmek belki... Yüzmeye niyetlenmek ve yüzmek ama kendi kanlı okyanusunda. Kırmızı bir deryanın içinde çocukluğun masum kahkahalarını yitirip ızdırap dolu ahlarla yüzmek... Filistin'de çocuk olmak güldürmeyin onları, Filistin'de her çocuk şımarık dünyanın beyfendilerinden daha adam daha heriftir tabir-i caizse. Filistin'de çocuk olmak, olamazsın ki olursan ne olacak annelerin hali? Filistin'de çocuklar annelerini üzmezler tutarlar ellerinden geçecek anne yarın umutlara gebe bak bize geliyor haydi gülümse anne ! haydi ! Dayan çünkü hamdolsun biz müslümanız... Filistinli çocuk olmak oyunları ve oyuncakları düşünecek vaktinin olmaması demek, daha gerçek daha kanlı daha acımasız oyunları, oyun bozanlarla oynamaya mahkum edilmek demek. Filistin'de çocuk olmak gazetelere manşet olmak, TV. lere çıkıp, konuk olmak akşam yemeklerinde yemek beğenmeyip homurdanan ailelerin sofralarına, d...

Pencereler

Büyük pencereler… Büyük tren pencereleri… Saklanır gibi baktığım camlar arkasında ki dünya güne bakan çiçekler, solmuş gökyüzü, ekinler ve ağlatan çocuksu hayallerim. Aklımın yırtık karanlıkları… Aklımın yırtık karanlıklarında esen fırtınalar… Kapıları gıcırdıyor yalnızlığımın, köhne sokak lambaları yanıp yanıp sönüyor. Yolculuk tıngır tıngır devam ederken aklım uyuya kalıyor, Gün bitmiş, gece çökmüş gözlerimin üstüne ve ben yalnızım çatı katında sokak kenarında bir yerde. Uyuya kalmış çocuklar ve İhtiyar bir kedi gölge olup geçiyordu sancı çeken düşlerimden, sonra korkuyorum işte… ki ne zaman korksam kaldırımdayım. Arkamda dünya, önümde menzil, göğümde ay olması gereken her şey burada sen yoksun Ben bulutlar çekiyorum gözlerime gidiyorum… Gelirken peşimden yokluğun, okunacak çok şiir var. bir sigara yakıyorum laciverte aşık yol diyordum pencerereler yoldaş,  pencereler dumanlı…. Pencerelerde gelmeyecek kuşu bekliyoruz.

Timsah ve Gözleri

sabahlar olmayınca bende,  kahve alnımdan öpüyor  "anne uyku kendini kahveye attı"  bu nostaljik intiharda Kadriye uykusuz kaldı! Bu arada biliyor musun bilmem,  kelebekler ayaklarıyla tat alır. Timsahlar renk körüdür. Bende yokum zaten  var olmakta umurum da değil ama söyleyecek bir şarkım olsun isterdim. Oysa dostum oysa her yer çığlık,  her yer sınırlarla dolu!  Kulaklarım acıyor dostum kulaklarım!  Şarkı diyorum ben çığlık duyuyorum.  sessizde konuşur insan oysa fısıltılarla konuştuğumuz günleri hatırla!  Yakın zaman oldu.   Yakın zaman da pes ettim neye yenildiğimi bile bilmiyorum.  Körlük kafa karıştırsa da var olan yine var,  yok olan yoktur  Böyle düşündüğüm için mi hasta diyorlardı, yoksa hasta olduğum için mi böyle garip düşünüyordum, hiç bilemedim,  hep eksik kaldım.

Delilik

Buralar sabahlara küs gecelere küs Demir parmaklıklara kırgın kuşlar Bir voltanın içinde saklı cinnet Hasret katil, hasret cinayet! Unuttum temiz havanın umutsuz varlığını Perdesiz odalar, Melinda tutsak. Mevsimlerinde ağzına acı biber sürülüyor buralarda Korkarak yaşamanın tırnakları kesiliyor Kulak tırmalayan sesler arasında En güzel opera Doktorumun geçer tınıları. Hayır hayır! İmdat seslerim kadar keskin burada bulanan başlar Hiç keşfedilmemiş kelimelerle dolu gökyüzü Serumlar,ölümler ve alkışlar.

17 Yaşım

Hatıralarımda on yedi yaşında çok düşünen bir kızdım, demir parmakları olan demir yataklarla döşeli kirli yeşil renge boyalı duvarlara sahip, parasız yatılı devlet okulunda yalnızdım. Yaşadığım şehrin göğü hiç gülmezdi. Bulutlar, o kara bulutlar hiç çekilmezdi semadan. Alnıma düşen damlalar bilirim kırbaç gibi çarpardı yetim bırakılmış yazgıma. Sarhoş rüzgarlar tanırım okşadığını sanan saçlarımı. Anne eli değmemiş saçlarımı...Sonra annem düşerdi düşlerime. Aklıma geldikçe dağılırdım, yatılı okul ceza kalesinde, henüz on yedi yaşındaydım.

Hadi Kızım Sarıl Düşmanına...

 "Savaşmak gücün gerçek karşılığı değildir. Gücün gerçek karşılığı sevgi ve sarılmaktır.İşte ispatı; " Düşmanın iki kolu da sana sarılıyken, silahını sana doğrultamaz" diyen (Seven Years in Tibet) gibi düşünmelisin birazda. Sarıl arkadaş! Dosta düşmana sarıl! Parıldayan gözlerle bak insana... Yarın sarılmaya belki fırsatım kalmaz diyerek sarıl...

Melinda'nın Aşk Mektubu

   Hep bir yolculuk halindeyiz. ve yollar kaderin varlığını ispat edercesine devinir durur. Yol varsa yolcuda var. Yol varsa ayrılıkta var yol varsa kavuşmakta var. Yol varsa bir gidiş var yol varsa bir dönüş. Öyle yaa bırakmaya yemin etmiş yolcularla doludur dünya ve yalnızlıkta bir yolculuktur içinde bilmediğin bir durağa doğru.     Bir mektup yazdım bilmem kaç asır önce bilmem kaç asır sonrasının bilmem kaç asırlık insanına ve sonra p armaklarım karıncalandı, gecenin bilmem kaçında iplik iplik kopuşlarımı yaşarken, tırmalıyor göğsümü maskesi sahte kadınlar. Ah,  rahat ol deyip duruyor uzaklardan gelen güvenli bir ses , ah rahat ol diyor öyle sade öyle çekingen... Ah, içimde taşan nehirlere ahh! İçimde çalkalanan deniz dalgaları ah! Ah sesinde o dinginlik bende çakan şimşeklere inat, senden gelen yıldırımlara inat ne de kolay rahat ol diyor... Kulağını ver bana hastalığımı teşhis eder gibi dinle kalbimde çiseleyen dumanları, kokla ve öldür yeşermemey...