Kayıtlar

Haziran, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Timsah ve Gözleri

sabahlar olmayınca bende,  kahve alnımdan öpüyor  "anne uyku kendini kahveye attı"  bu nostaljik intiharda Kadriye uykusuz kaldı! Bu arada biliyor musun bilmem,  kelebekler ayaklarıyla tat alır. Timsahlar renk körüdür. Bende yokum zaten  var olmakta umurum da değil ama söyleyecek bir şarkım olsun isterdim. Oysa dostum oysa her yer çığlık,  her yer sınırlarla dolu!  Kulaklarım acıyor dostum kulaklarım!  Şarkı diyorum ben çığlık duyuyorum.  sessizde konuşur insan oysa fısıltılarla konuştuğumuz günleri hatırla!  Yakın zaman oldu.   Yakın zaman da pes ettim neye yenildiğimi bile bilmiyorum.  Körlük kafa karıştırsa da var olan yine var,  yok olan yoktur  Böyle düşündüğüm için mi hasta diyorlardı, yoksa hasta olduğum için mi böyle garip düşünüyordum, hiç bilemedim,  hep eksik kaldım.

Delilik

Buralar sabahlara küs gecelere küs Demir parmaklıklara kırgın kuşlar Bir voltanın içinde saklı cinnet Hasret katil, hasret cinayet! Unuttum temiz havanın umutsuz varlığını Perdesiz odalar, Melinda tutsak. Mevsimlerinde ağzına acı biber sürülüyor buralarda Korkarak yaşamanın tırnakları kesiliyor Kulak tırmalayan sesler arasında En güzel opera Doktorumun geçer tınıları. Hayır hayır! İmdat seslerim kadar keskin burada bulanan başlar Hiç keşfedilmemiş kelimelerle dolu gökyüzü Serumlar,ölümler ve alkışlar.

17 Yaşım

Hatıralarımda on yedi yaşında çok düşünen bir kızdım, demir parmakları olan demir yataklarla döşeli kirli yeşil renge boyalı duvarlara sahip, parasız yatılı devlet okulunda yalnızdım. Yaşadığım şehrin göğü hiç gülmezdi. Bulutlar, o kara bulutlar hiç çekilmezdi semadan. Alnıma düşen damlalar bilirim kırbaç gibi çarpardı yetim bırakılmış yazgıma. Sarhoş rüzgarlar tanırım okşadığını sanan saçlarımı. Anne eli değmemiş saçlarımı...Sonra annem düşerdi düşlerime. Aklıma geldikçe dağılırdım, yatılı okul ceza kalesinde, henüz on yedi yaşındaydım.

Hadi Kızım Sarıl Düşmanına...

 "Savaşmak gücün gerçek karşılığı değildir. Gücün gerçek karşılığı sevgi ve sarılmaktır.İşte ispatı; " Düşmanın iki kolu da sana sarılıyken, silahını sana doğrultamaz" diyen (Seven Years in Tibet) gibi düşünmelisin birazda. Sarıl arkadaş! Dosta düşmana sarıl! Parıldayan gözlerle bak insana... Yarın sarılmaya belki fırsatım kalmaz diyerek sarıl...

Melinda'nın Aşk Mektubu

   Hep bir yolculuk halindeyiz. ve yollar kaderin varlığını ispat edercesine devinir durur. Yol varsa yolcuda var. Yol varsa ayrılıkta var yol varsa kavuşmakta var. Yol varsa bir gidiş var yol varsa bir dönüş. Öyle yaa bırakmaya yemin etmiş yolcularla doludur dünya ve yalnızlıkta bir yolculuktur içinde bilmediğin bir durağa doğru.     Bir mektup yazdım bilmem kaç asır önce bilmem kaç asır sonrasının bilmem kaç asırlık insanına ve sonra p armaklarım karıncalandı, gecenin bilmem kaçında iplik iplik kopuşlarımı yaşarken, tırmalıyor göğsümü maskesi sahte kadınlar. Ah,  rahat ol deyip duruyor uzaklardan gelen güvenli bir ses , ah rahat ol diyor öyle sade öyle çekingen... Ah, içimde taşan nehirlere ahh! İçimde çalkalanan deniz dalgaları ah! Ah sesinde o dinginlik bende çakan şimşeklere inat, senden gelen yıldırımlara inat ne de kolay rahat ol diyor... Kulağını ver bana hastalığımı teşhis eder gibi dinle kalbimde çiseleyen dumanları, kokla ve öldür yeşermemey...